Özel gereksinimli bireylerin gelişimine destek olmak için 2013 yılından bu yana İzmit / Kocaeli'de hizmet veriyoruz.
Ümmü Kumru Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi olarak, her bireyin ihtiyaçlarına uygun, bilimsel temellere dayanan destek eğitim programları sunuyoruz. Uzman eğitim kadromuz tarafından hazırlanan bireysel eğitim planları doğrultusunda; her öğrencimizin gelişim süreci düzenli olarak takip edilmekte ve ailelerle iş birliği içerisinde yürütülmektedir.
Otizm spektrum bozukluğu; bireyin sosyal iletişim, etkileşim, davranış, ilgi alanları ve çevresindeki uyaranları algılama biçiminde farklılıklara yol açabilen nörogelişimsel bir durumdur.
“Spektrum” ifadesi özellikle önemlidir. Çünkü otizmli bireylerin özellikleri ve destek ihtiyaçları birbirinden oldukça farklı olabilir. Bazı bireyler yoğun iletişim desteğine ihtiyaç duyarken bazıları akıcı biçimde konuşabilir ancak sosyal iletişim, esneklik, günlük yaşam veya akademik beceriler konusunda desteğe ihtiyaç duyabilir.
Dünya Sağlık Örgütü de otizmi beynin gelişimiyle ilişkili farklı özellikleri kapsayan geniş bir grup olarak tanımlamakta; otizmli bireylerin yeteneklerinin ve destek ihtiyaçlarının kişiden kişiye önemli ölçüde değişebildiğini belirtmektedir.
Ümmü Kumru Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi olarak eğitim sürecini yalnızca tanıya göre değil, bireyin mevcut performansı, güçlü yönleri ve ihtiyaç duyduğu destek alanları doğrultusunda planlıyoruz.
Otizm spektrum bozukluğunda sosyal iletişim ve etkileşim alanındaki farklılıkların yanı sıra tekrarlayıcı davranışlar, yoğun ilgi alanları, rutinlere bağlılık veya duyusal uyaranlara farklı tepkiler görülebilir.
Bazı çocuklarda konuşma gelişimi gecikebilir. Bazı çocuklarda ise konuşma gelişmiş olmasına rağmen karşılıklı sohbeti sürdürme, konuşmayı bulunduğu ortama göre düzenleme veya karşısındaki kişinin bakış açısını anlamlandırma konusunda güçlükler görülebilir.
Oyun biçimleri, sosyal ilişkilere katılım ve çevrede meydana gelen değişikliklere verilen tepkiler de bireyden bireye değişebilir. CDC, otizmin özellikle sosyal iletişim ve etkileşim ile sınırlı veya tekrarlayıcı davranış ve ilgi örüntüleriyle ilişkilendirildiğini belirtmektedir.
Otizme ilişkin bazı gelişimsel farklılıklar erken çocukluk yıllarında fark edilebilir.
Çocuğun ismine verdiği tepkinin sınırlı olması, ortak dikkat kurmakta güçlük yaşaması, işaret etmeyi veya jestleri az kullanması, sosyal oyunlara sınırlı katılması, dil gelişiminde farklılıklar görülmesi, belirli hareketleri tekrar etmesi veya değişikliklere karşı yoğun tepki göstermesi değerlendirme ihtiyacını düşündürebilir.
Ancak bu belirtilerden bir veya birkaçının bulunması tek başına otizm tanısı anlamına gelmez.
Otizmin tanısı için tek başına kullanılabilecek bir kan testi veya görüntüleme yöntemi bulunmaz. Tanısal değerlendirmede gelişim öyküsü, aileden alınan bilgiler ve uzmanların çocuğun davranışlarını değerlendirmesi birlikte kullanılır.
Çocukluk döneminin ilk yılları iletişim, oyun, öğrenme ve sosyal gelişimin yoğun olduğu bir dönemdir.
Gelişimsel farklılıkların erken fark edilmesi, çocuğun ihtiyaç duyduğu hizmetlere daha erken ulaşmasına yardımcı olabilir. CDC, otizmin bazı çocuklarda 18 ay civarında fark edilebildiğini ve deneyimli profesyoneller tarafından 2 yaş civarında yapılan değerlendirmelerin oldukça güvenilir olabileceğini belirtmektedir.
Erken eğitim desteğinin amacı çocuğu “otizmden çıkarmak” değildir. Amaç; iletişim kurabilmesini, çevresine katılmasını, öğrenmesini, günlük yaşam becerilerini geliştirmesini ve mümkün olduğunca bağımsız hareket edebilmesini desteklemektir.
MEB'in güncel programı otizm eğitimini yalnızca iletişim çalışmalarıyla sınırlandırmıyor. Program 10 temel modülden oluşuyor: Öğrenmeye Destek; Dil, İletişim ve Oyun; Sosyal Beceriler; Okuma ve Yazma; Erken Matematik; Matematik; Birey ve Çevre; Öz Bakım Becerileri; Günlük Yaşam Becerileri ve Toplumsal Yaşam Becerileri.
Bu yapı bize önemli bir yaklaşımı gösteriyor: otizm destek eğitimi bireyin yaşamının farklı alanlarını birlikte ele almalıdır.
İletişim yalnızca konuşmak değildir.
Çocuğun dikkatini başka bir kişiyle paylaşabilmesi, isteklerini ifade edebilmesi, kendisine söylenenleri anlamlandırabilmesi, soru sorabilmesi ve karşılıklı iletişime katılabilmesi de iletişim becerilerinin parçalarıdır.
Bireyin ihtiyaçlarına göre sözel iletişim, jestler, görsel destekler veya alternatif ve destekleyici iletişim yöntemleri kullanılabilir.
Oyun çocukların öğrenme ve sosyal etkileşim açısından kullandıkları önemli araçlardan biridir.
Otizmli bazı çocuklarda nesneleri işlevine uygun kullanma, sembolik oyun geliştirme, başka bir çocukla oyunu paylaşma veya oyun içerisinde sıra alma gibi alanların ayrıca desteklenmesi gerekebilir.
Eğitimde oyun yalnızca boş zaman etkinliği olarak değil, iletişim ve sosyal becerilerin geliştirilmesine yardımcı olan doğal bir öğrenme ortamı olarak değerlendirilebilir.
Selamlaşmak, bir arkadaşına yaklaşmak, sıra beklemek, duyguları tanımak, yardım istemek veya sosyal bir probleme çözüm üretmek günlük yaşamın önemli parçalarıdır.
Bu becerilerin kendiliğinden gelişmediği durumlarda sistematik eğitim desteği gerekebilir.
Amaç çocuğa ezberlenmiş sosyal davranışlar öğretmekten çok, gerçek yaşam içerisinde kullanabileceği işlevsel beceriler kazandırmaktır.
Otizm destek eğitiminin önemli hedeflerinden biri bağımsızlığı artırmaktır.
Giyinme, yemek yeme, kişisel bakım, tuvalet becerileri, günlük rutinleri takip etme, ev içerisinde sorumluluk üstlenme ve yaşına uygun yaşam becerileri bireysel ihtiyaçlara göre çalışılabilir.
MEB programında öz bakım, günlük yaşam ve toplumsal yaşam becerilerinin ayrı modüller olarak ele alınması da bağımsızlığın programdaki önemini göstermektedir.
Otizmli bireylerin akademik becerileri de birbirinden farklıdır.
Bazı çocuklarda erken okuryazarlık ve sayı kavramları öncelikli olabilirken başka bireylerde okuma-yazma, okuduğunu anlama, matematik veya işlevsel akademik beceriler üzerinde çalışılabilir.
Eğitim hedefleri bireyin yaşından çok mevcut performansı ve günlük yaşamında hangi becerilere ihtiyaç duyduğu dikkate alınarak belirlenmelidir.
Otizmli bütün bireylere uygulanabilecek tek bir standart eğitim planı yoktur.
MEB programı da eğitime başlamadan önce bireyin performansının değerlendirilmesini ve bu değerlendirme doğrultusunda Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) hazırlanmasını öngörmektedir. Program içerisinde değerlendirmelerin yalnızca başlangıçta değil, öğretim sürecinde ve sonunda da yapılması gerektiği belirtilmektedir.
Bu nedenle Ümmü Kumru'da süreci değerlendirme → bireysel hedefler → eğitim → gelişimin izlenmesi → hedeflerin güncellenmesi anlayışıyla ele alıyoruz.
Bir becerinin yalnızca eğitim odasında yapılabiliyor olması yeterli değildir.
Çocuğun öğrendiği iletişim, sosyal etkileşim, öz bakım veya günlük yaşam becerilerini evde, okulda ve farklı ortamlarda da kullanabilmesi önemlidir.
Bu nedenle aile ile eğitim ekibi arasında düzenli iletişim kurulması ve aileye günlük yaşamda uygulanabilecek yöntemler konusunda rehberlik sağlanması eğitim sürecini destekler.
Ümmü Kumru Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde her bireyi kendi gelişim özellikleri içerisinde değerlendiriyoruz.
Amacımız yalnızca belirli davranışları veya akademik becerileri öğretmek değil; bireyin iletişim kurabilmesini, çevresiyle etkileşime girebilmesini, öğrenebilmesini, günlük yaşama katılabilmesini ve mümkün olan en yüksek bağımsızlık düzeyine ulaşmasını desteklemektir.
İzmit / Kocaeli'de otizm spektrum bozukluğu destek eğitim programı hakkında bilgi almak için merkezimizle iletişime geçebilirsiniz.